Adlı Bir Kaya
Adlı bir kaya gibi dursam dümdüz ve tavizsiz ve sarılsa biri bana, gerçi biri de yeter mi bilmiyorum ya... On yaz, on kış hiç bırakmasa, ısınsa hatta kırılayazsa kaskatı bedenim ama sımsıkı tutsa şöyle bıkmadan. Biri olsa ya da birileri, tetik gibi ellerimin altında durup hatırlatsalar, nasıl biri olmadığımı.
Gözlerimle erişebildiğim bir yerde dursalar hep, geçmiş önümü kesip bıçak çektiğinde bakıp dinebileceğim denli yakın mesafede; her insan gibi benim de ihtiyacım var köşelerimin dolu olmasına, bilmezsin, beni yalnızlık değil eksiklik öldürüyor. Anladım kimsenin hakkımı aramayacağını, hesabımı sormayacağını da, bari diyorum ellerim bu kadar boş olmasaydı.
Birer el olsaydı hep ellerimde, bilseydim, bazı şeylerden emin olabilseydim, içimdeki var olmak ateşini yakabilseydim...
Beni dünyaya alıştıracak, hep burada olduğunu bildiğim birileri sadece, biliyorum çok şey istemediğimi çünkü ben yaptım, zaten değmediği için bu haldeyim ya... Ben burdayım deseydi birileri, ben yanındayım ve şimdi başımızı çevirip gideceğiz deseydi, boşver sen bana bak deseydi koluma sokulsaydı, çekilip alsaydı beni cehennemimden.
İşin açıkçası bu kadar kendi kendime kalmasaydım daha rahat olurdu her şey, sanki taşın altına ellerini soksunlar istedim insanlardan; yeterdi yalnız dokunmak, oradalık kafi bir mücadele örneğiydi benim savaşlarımda.
Fakat ben hep olduğum gibi her anlamda da yalnızdım; bütün düşmanlarımla, gecelerle, anılarla savaşırken hep tam olarak tek başımaydım. Eskiden sevdiğim bir şairin şiirindeki gibi: "Biri gözlerime baksın, ortalık fena karışık."
Anla işte okuyucu,
Adlı bir kaya,
Dikili taşım ve
Mezar taşı olmadığıma
İnandırılmak istiyorum sadece
Biraz olsun sevilemez miydim?
0 Yorum:
Yorum Gönder