Deniyorum
Güneş sızıyor benden içeri ki pekçe nadirdir bu; kısıp homurdanmıyorum artık uyandırdığına, alışmak istiyorum ısısına. Eski dostlardan biriyle barıştım bugün, yaş aldıkça ve uzaktan baktıkça fark ettiği üzere insanın bazı şeyleri...
Bir biçimde hatırıma düştü, hep düşerdi esasen ama inat işte, biraz da korku açıkçası. Sordum kendime, neden yok hayatımda diye; o oldu bu oldu, o bunu dedi ben şunu falan filan ama ee yani? Ee? Gerçekten ne oldu? İşte o an fark ettim ki, diğer nefret ettiğim insanların aksine onunla hiç bir şey de olmamıştı aslında, yani hiç derken işte hayatın her anında olabilecek denli basit sürtüşmeler belki; nitekim o an yaşarken saha dramatik geliyor insana, belki başka şeylerle birleşiyor hayattaki bilemiyorum...
Kim ne dediyse dedi, ne oldu ise oldu, ki hatırlamıyorum da esasen ana hatlar harici; sadece verdiği değeri hatırladığımdan ve kendim de değer verişimden kızıp kırıldığımdan, aynı sana dediğim bunları dedim okuyucu, haklı olduğumu ise barışmamızdan anladım. Ha bu her zaman tutmaz, bazen hakikaten değer görmediğin biriyle arayı ısıtmak istersin yahut çay kaşığını doldurmayacak değil de harbiden ciddi meseleleri sineye çekip birine zeytin dalı uzatırsın ve seni buna pişman ediverir.
Ben bu ikinci ihtimal mıh gibi kazılıyken, defalarca başıma gelmişken denemek istedim, ilk günkü gibi korkuyla ve ürkekçe de açıkçası; kaybedecek bir şeyim yoktu da ondan yaptım gibi görülebilir ama vardı, senden mi saklayacağım, biliyorsun işte ne denli hassasım ve benim gibilerinin hep bulunur kaybedecek şeyleri.
Bu yüzden anlatıyorum bunu sana, nadir de olsa bazen değiyor işte ve ben iyi ki yaptım bunu bu gece; insan ne acayiptir ki kısa sürede alışıp, özleyideveriyor alıştığını, araya yıllar giriyor, birileri, bir şeyler, hastalıklar, yazık ki ölümler; düşünceler değişiyor, yaşamlar, bazen insan ağırlaşıyor, bazı zor şeyleri kabul ediyor belki; kaçıyor kimi zaman, duruyor öylece bazen, değişmeye değiştirmeye yelteniyor yahut tam tersine; hatırladığı kadarıyla nefret besliyor aslında sadece hüzün olan kuru gürültü mahiyetinde, işte bunu itiraf ediyor, keşkesine yelteniyor...
İnsan bazen yağmura çalıyor, vakurluk kuşatıyor susamış tenini, sırtını döndüğünden medet umarken tam da bu davranışından ötürü aciz görmek gibi bir illüzyona düşmüyor nihayet kendini, bazı yokluklar ki hala değiştirilebileceklerse onlara alışmayı reddedebiliyor ve ben işte tam da bunu nasihat ediyorum sana.
Hayatımda her anlamda, her açıdan deniyorum, çok uzun zamandır yalnızca çırpınıyordan ibaret görünsem de, bilhassa biricik yoldaşım seni de buna davet ediyorum.
Daha uysal, aynı biçimde sessiz sakin olsa da dsha az karanlık, daha etkileşimli, çabalı, diri, huzurlu ve mutlu biri olmayı, deniyorum ve oldukça yakın gibiyim.