Yoğun Durumlar
Bilirsiniz ya şimdi bazı durumlar vardır,bazen günün herhangi bir saati içinizdeki her his adeta kaynamış sular gibi fokurdayarak üzerinize hücum eder.Hiç olmadı mı?yani biraz sarhoş benzeri şeyler,ne hissedip düşündüğünü bilmemeler falan..Dün de öyleydi işte,belki birkaç şarkı eşliğindeydi...
Deli değilim ben yoksa,cidden değilim.Sadece bazı aşırılık ve feci aşınmışlık olabilir o da kafidir bu vakit.Bir an bakınca ben de kendimi aptal gibi gördüm evet,bu ne lan,olur da bu kadar mı saçma olur?Bilmem,belki de tek sorun budur;yani şarkıda olduğu gibi,anadan geçilip de yardan geçilmemesidir...
Yar?Hangi yar?Ey içim saklama benden,bir hissin varsa kafi yoksa da kafi,ama var mı yok mu bilmeden,ona mı buna mı bilmeden gidişlerin hiç hoşuma gitmiyor çünkü ben de peşinden sürükleneceğim.Eyvallah beni sürükleyen de sen değilsin ama o moruk beynime inatla ben yine seni seçeceğim,sen de bilirsin aynı vücutta yaşadığının hangi kafada olduğunu...
Hem ne var yani insan hiç kendiyle,gönlüyle konuşamaz mı;doğru ya,insan konuşur da cevap hep meçhul.Zira mahallenin delikanlısına kız istemeye gidecek esnaf abi modundayken bahsettiğim iki kişinin de ben olması beni ne derece ürkütmeli sizce?
O bana hiç demedi ki derdini,olsun ben çekerdim yine de ceremesini;o dert değil,hem de hiç değil ama;sadece öyle günler geldiğinde boşluğa düşmek beni çok korkutuyor azizim bilir misin?Dört yol ortasında araba çarpacak bir çocuğa dönüyorum,hangi yöne kaçacaksın sen de hadi...
Öyle işte be,bildiğin gibi yani;bazen o zamanlarda eskidiğim geliyor aklıma,bazen de bir yenim olmadığı,sonraysa ikisi birden geliyor,yanında da eski,yanında da yeniler...
Kendi kendine kuşak çatışması yaşamak o kadar sıkcı ki,ikiye bölünebilmek gibi bir ihtimalim olsa eminim bölünmüştüm çoktan,ben istediğim için değil de hücre çekirdeği emir verdiğinden falan işte,klasik mitoz ayakları bunlar...
İçimdeki çırakla usta bir öğle vakti usturayla birbirine dalacak gibi;hayır berber değil kuaför bu adamlar,kırıklarımı alıyorlar...
Bir şey anladınız mı bilmem ama,ben kaçar...
Deli değilim ben yoksa,cidden değilim.Sadece bazı aşırılık ve feci aşınmışlık olabilir o da kafidir bu vakit.Bir an bakınca ben de kendimi aptal gibi gördüm evet,bu ne lan,olur da bu kadar mı saçma olur?Bilmem,belki de tek sorun budur;yani şarkıda olduğu gibi,anadan geçilip de yardan geçilmemesidir...
Yar?Hangi yar?Ey içim saklama benden,bir hissin varsa kafi yoksa da kafi,ama var mı yok mu bilmeden,ona mı buna mı bilmeden gidişlerin hiç hoşuma gitmiyor çünkü ben de peşinden sürükleneceğim.Eyvallah beni sürükleyen de sen değilsin ama o moruk beynime inatla ben yine seni seçeceğim,sen de bilirsin aynı vücutta yaşadığının hangi kafada olduğunu...
Hem ne var yani insan hiç kendiyle,gönlüyle konuşamaz mı;doğru ya,insan konuşur da cevap hep meçhul.Zira mahallenin delikanlısına kız istemeye gidecek esnaf abi modundayken bahsettiğim iki kişinin de ben olması beni ne derece ürkütmeli sizce?
O bana hiç demedi ki derdini,olsun ben çekerdim yine de ceremesini;o dert değil,hem de hiç değil ama;sadece öyle günler geldiğinde boşluğa düşmek beni çok korkutuyor azizim bilir misin?Dört yol ortasında araba çarpacak bir çocuğa dönüyorum,hangi yöne kaçacaksın sen de hadi...
Öyle işte be,bildiğin gibi yani;bazen o zamanlarda eskidiğim geliyor aklıma,bazen de bir yenim olmadığı,sonraysa ikisi birden geliyor,yanında da eski,yanında da yeniler...
Kendi kendine kuşak çatışması yaşamak o kadar sıkcı ki,ikiye bölünebilmek gibi bir ihtimalim olsa eminim bölünmüştüm çoktan,ben istediğim için değil de hücre çekirdeği emir verdiğinden falan işte,klasik mitoz ayakları bunlar...
İçimdeki çırakla usta bir öğle vakti usturayla birbirine dalacak gibi;hayır berber değil kuaför bu adamlar,kırıklarımı alıyorlar...
Bir şey anladınız mı bilmem ama,ben kaçar...
0 Yorum:
Yorum Gönder