09 Mayıs 2017

Kendime Not.

Beni iyi dinle Alptuğ kardeşim, ben senin diğer yanınım. İki çift laım var sana:
Biz kötü falan olmayacağız tamam mı, söz ver bana. Biz öyle birilerinin kırdığı kalp ve güvenimizin cezasını başkalarına çektirmeyeceğiz, intikam bürümeyecek içimizi, acımızı çıkarmak adına can yakmayacağız söz ver. Söz ver güzel kardeşim, n'olursun, biz değişmek, daha güçlü olmak adına gaddarlaşmayacağız, sevmeyi unutmayacağız.
Biliyorum ne yaparsak yapalım çıkaramadığımız acımız, sinir ve hıncımız var ama bırak kalsın kardeşim, bunların hiçbiri başka biri olmaya değmez inan bana. Farkındayım her tarafı inim inim inletmek istiyorsun, kurunun yanında yaş da bizim gibi yansın, kül olsun, hiçbir şey kimselerin yanına kar kalmasın diyorsun, bal gibi biliyorum kardeşim ama bu bize yakışmaz sen de biliyorsun. Dizide duyduğun o repliği söyleyeceksin farkındayım, "Her zaman üstümüze yakışanı giymeyiz" diyeceksin, anlayabiliyorum bu defa çığrından çıkıp "Alın işte değiştim ve bunun sorumlusu sizsiniz!" benzeri bir bedel ödetme arayışına giriyorsun, etme... Bak kardeşim, söylesene bizden başka kimimiz var birbirimizin? Acıma bize, beni çok saf görüyorsun ama yalvarırım görme; ben de seninleydim tüm bunlar olup biterken, ben de farkındaydım dünyanın bizim gibi masum ufak hayalleri olanlar için kirli olduğunu ve seninse yalnızca sevip sevilmek, mutlu olmak ve mutlu etmek için çabaladığını emin ol. Yanması gereken kül olsun tabi kardeşim ama bunu yapan biz olmayalım, mutlaka vardır bir yerlerde bizim gibi haksızca itilip kakılmış, anlaşılmamış ve asla sevilmemiş kimseler, en azından benim için değilse bile onlar için ödün verme mutlak olan sevginden, lütfen. Bu dünyada sevgiyi -en azından bizimkini- hak etmeyen milyarlarca insan var tamam, ama kıyıda kalmış ama kimsenin çığlığını duymadığı, duysa da kulak asmadığı birisini bulup o uçurumdan çekip almak için taşımaya değmez mi yine de umudu cebinde?
Korkuyorsun biliyorum, herkes korkar kardeşim, sen boşa harcanmaktan korkarsın seni korkutanlar başka bir şeylerden ama herkesin illa bir korkusu bulunur. Biz ne olursun bize yaptıkları gibi başkalarının başına gelmesini sağlayamayız korkularının, sağlamamalıyız; unutma ki eğer onlara benzersek iyi hissedebiliriz belki ama iyi hissettiremeyiz kimseye, iyi olmaktan da çıkarız böylece ve asıl o zaman boşa gider tüm bu olup bitenler...

Ben bilmiyor muyum sanıyorsun, aslında bunu sen de gerçekten istemiyorsun; yalnızca gerçekten hayvan gibi yanıyor canın ve ne sen ne de başka birinin bu duruma en ufak müdahale edemeyeceğini biliyorsun, Allah'tan medet umacak oluyorsun fakat nedensiz utanıyorsun, her şey topyekün sonlansın istiyorsun gözlerinden anlıyorum, beni de bu ihtimal öldürüyor Alptuğ.
Ben senin o yazmadan edemeyeceğin, her defasında tersini iddia etsen de apaçık umutlandığın hayallerinim, inat yüklü ama basit beklentilerinim, kafa tutuşunum dünyaya sevgi gibi gerçek değerler uğruna yalnız başına... Yine de sen bilirsin ama öldürme beni, çünkü sen daha bunu yaptığın takdirde dahi iyi gitmeyecek işler; oysa eğer beni öldürmez de sağ bırakmaya niyet edersen, ben senin inatçı sabrın olurum, sahiplenilmemiş sevgimizi de atar bavulun içine yaşlanır gideriz ikimiz; en kötü Oğuz Atay misali öldükten sonra sevilir, anlaşılır ve okunuruz be abi... Allah büyüktür, illa ki bakar yüzümüze, aman ha koyverme, inadını bırakıp da haklı çıkarma üç kuruşluk onca duygu yoksununu, asıl yenilmek budur zira; illa savaşacaksan, hiçbir şey olmamış gibi değil belki ama işin sonunu, büyük resmi görür gibi tereddütsüz ve ödünsüz, başından beri yaptığımız gibi severek savaş, onlara benzemeksizin.

Sana aptal bir inanç ve oyalanma aracından farklı gelmediğinin bilincindeyim ama belki hakikaten vardır bizim gibi göğüs gerip topluma, inatla bizi arayan biri; sen böyle yaparsan ne diyeceğiz ona geldiğinde, "O tren kaçtı." falan mı?! Yazık olmaz mı ona, en az bize olduğu kadar yazık ve ayıp, en az bize olduğu denli haksızlık olmaz mı? Beni dinlemeyeceksen ona inan, biliyorum inanıyorsun, bizim en güzide ve benzersiz huyumuz bu, zaten bundan kaybettik biz, inandığımızı ve güvendiğimizi asla saklayamayıp biraz da tez canlı olduğumuzdan. Bunun da sonu gelir be Alptuğ, üzülme sen; vasiyetimizi yazdık ama ölmedik zamanında bak, sanıyor musun ki bunun bir sebebi yoktur, er ya da geç "olacak"...

Hadi diyelim tamam deli çocuk, senin dediğin oldu, herkese hissettiklerini hissettirdin, acı çekesi gerekene acı çektirdin, anlaması gereken dibine kadar anladı seni; ne değişecek zannediyorsun, tüm bunlar olsa bile onlar, sana bunları hissettiren insanlar seni sevebilecek mi gerçekten, hadi diyelim sevdi, peki ya sen tüm bunların üstüne gerçekten kabul edebilecek misin onları? Son sorunun cevabını verme, çünkü olumlu olduğunu derinden hissediyorum, dedim ya bizim zaafımız bu. Sen görüyorsun da ben görmüyor muyum bu ara gördüğün abuk subuk rüyaları, sana asla mesaj atmayacak, asla aramayacak insanların arayıp mesaj attığını görüyorsun, hadi bu yaptıkları olumlu olsa rüyadır olur böyle şeyler diyeceğim ama rüyanda bile canını yakıyorlar, oh olsun falan... Ulan ne garip adamız biz, yine de aklından geçiriyorsun ama bunlara rağmen bile, arasalar açarsın belki, yaparsın.
Boşuna endişeleniyorum belki de, biz kendimizi kine verebilecek adamlar olamıyoruz, yakıp yıkabilsek bile ağlamadan edemiyoruz. Acın elbette ki acım kardeşim ama vicdan acı söyler, biliyoruz umurlarında bile değiliz ve olmayacağız; ama keyfimizden kafa yormuyoruz da buna, çünkü mesaj atma ihtimali olan her canlı, henüz o kadar kötü olmamış bir canlıdır, içten içe bunu umuyoruz.

Bir karar ver, ya akı da karayı da ezip geçecek gaddarlığa erişecek ve bekleyip göreceğiz,
Ya da olduğumuz gibi devam, iyiye kadar sabredeceğiz, iyi ölümse dahi.


0 Yorum:

Yorum Gönder

Alptuğ'un Mekanı