Onluk
Zaman aşımına uğrar mı kırgınlık yahut uğramalı mı? Birine on yıl sonra var olup suyu bulandırma cesareti veren nedir tam olarak? Bıçakları mı çekmeli, alnından mı vurmalı; öylece mi durmalı, ya nasıl ve daha çok da neden?
Dostlarım az olduğu kadar hepsi seçili, sabit, belirli; yok açıkçası ihtiyacım eskinin onda biri kadar, üstelik olmamış birilerine ihtiyacım vakti.
Nefret ediyorum açıkçası böyle dönemlerden, her şey geride kalmış, kafam rahat yaşar giderken; hangi akla hizmet, neden şimdi kapım çalınır oldu ki, bunca zaman hep tam da burdayken üstelik.
Herkes olduğu yerde kalmalı, şahsen karanlık günlerimi hatırlamaya ne tahammülüm var ne biraz olsun yine solmaya niyetim; işin kötü yanı, böyle şeylerden hep ve en fazla etkilenmek lanetim, kimsenin umursamadığı şeylerin obruğa çevirdiği biri olmamak isterdim.
Herkes için basit bir denk gelişten ibaret, muhtemelen karşımdaki de zamanında bana neler hissettirdiğinden habersiz yahut bu umurunda olmaksızın, alelade, öylesine yeniden dahil olma çabasına girdi hayatıma işte, ne acı, ne ucuz!
Bugün fark ettim ki kimseden bir özür işitmemişim bütün hayatımda, genelde birleşmeler bile benim "iyi hadi öyle olsun bakalım" misali görmezden gelmelerim sayesinde şekillenmiş ama bu kez durum bunun aksini gerektiriyor, kendime saygım ve geri kalan her şey işte.
Bazı şeyler çok farklı olabilirdi ve korkarım benim yüzümden değil bu, hüznüm de bundan ilerisi değil; benim özlediğim şey çocukluğum, insan ilişkilerine olan açıkça boktan inancım, yoksa kişiler hiçbir duygu uyandırmıyor ki bu da ayrıca üzücü, dönüştüğüm yanık şeyi görüyorum bu halimde.
0 Yorum:
Yorum Gönder