28 Kasım 2024

Boş Yazı


Yüzüme çarpan kapıların rüzgarıydı bugünkü bu ağır, dingin bir yelkenliden bozma yaşamımın temelini oluşturan... En büyük lüks gidebilmektir; birilerinden, bir şeylerden tümünüzle gidebilmek.

"Bir boşluk ki nasıl insanla dolsun." dediği gibi şarkıda. O boşluk hissinden gidemem artık, içimde o yalnız olduğundan habersiz, etrafı sadece onun tek taraflı ilgisinden beslenen aptal okul çocuğu; tıpkı dramatik ironiye maruzcasına onu seyrettiğim acıklı bir filmden dahası değil, hiç kapanmayacak perdesi beraberinde.
Geri dönüşü olmayan şeyleri idrakı her daim zor olmuştur insanın, ben ne denli gerçekleştirsem de kendimi, gıptayla da bakılsam, paradan dağları olan koca adam da olsam; o çocuk yapayalnız öldü bu değişmeyecek. Yanlış duymadın, ben de uzun zamandır içimde arıyordum onu bir ümit, kalmamış..

Gel gör ki başıma geldi galiba, Allah'ın bildiğini saklamayacağım senden, son dönem bir sürü ama bir sürü yüzeysel ilişki yaşadım; eş, dost, arkadaş falan her türlü sıfatla ama... Biliyorum ya kendimi, beceremiyorum ya kandırmayı; ben ne yapıyorum diyorum, beni asla daha iyi hissettirmeyecek bu öylesine konuştuğum, stepne görevi gören derinliksiz ve birbirimize karşı bir şey hissetmediğimiz insanlar... Ey koca Alptuğ, bu kadar düşecek, sırf düzenli olarak iletişime geçeceği  birilerine ihtiyaç duyacak denli mi yapayalnız bir adamdın! Hoş, seni de suçlamıyorum, daha iyidi vardı da sen mi yapmadın.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Alptuğ'un Mekanı