İlk Yardım Çantası Değilim Ben
Ne kadar da kolay yapıyorlar yahu, kapıyı açan selamı veren ilişmeye kalkıyor hayatıma; hele hele son zamanlarda artık içimde katılaşma yoluna giden gerginlik ve sinirin aksine, oldukça seyreltilmiş hatta şakalı-komikli tepkiler veriyorum buna karşılık, onlar bile "Niye böyle sert yapıyorsun?" gibisinden sorgulanıyor. Acaba niye Allah Allah?
Maşallah birilerinden çelmeyi yiyen ilk fırsatta bana koşuyor, her ay ansızın bir gece yarısı geçmişten biri damlıyor, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi sıcak bir selam umuyor bir de, alamadığı için bozuluyor... ULAN BANA NE!
Keşke diyorum onlara, "Keşke bana sadece kötü hissettiğinizde gelmeseniz." Eski Alptuğ olsa dayanamaz bağrına basardı tabii, bunu herkes de biliyor ya, zati tam ondan, gecenin kötünde bile yazsalar onlara dönebilecek uykusuz bir Alptuğ'un var olduğunu bilmenin rahatlığıyla bu kadar az pişmanlar.
Aynı mayın bastıramaz bir daha kendine beni, ne hissettiğini bilen, olup biteni mıh gibi hatırlayan, bilhassa kendine saygısı olan ben bağrıma taş basıp farklı tondan cevaplar verdim bu gece; hoşlarına gitmeyen ve beni kötü/değişmiş ilan etmelerine yetecek cevaplar. Yetsin.
Nasılsın diyorlar bir de ultra lüks bir yüzsüzlükle, lakin artık iyiyim, öyle olmak zorundayım; bunu da arabesk bir tondan söylemiyorum, aklı başında ve bir şeyleri aşmış insanların çoğu genelgeçer şartta mutlu olmak dışında alternatifi yoktur, ne mutlu.
Hiç anlamıyorum bu mevzuları: Niye yoktular, şimdi niye geldiler, ne derken hatta demezken ne kastediyorlar... Neyse ki artık merakıma baskın geliyor kendime verdiğim önem ve en çok da "birilerinin olması zorunluluğu" gibi bir şeyi artık hissetmediğim için, kapıma gelen birini kaybetme korkusuyla davranmamak sonunda. Bir de bana diyor ki "Arkadaşın olmasın mı?" yoktu zaten nerdeydi? bilmem kaç yıl sonra bir gece vakti neden kasık mantarı gibi türedi? (Benzetme için affedin ama teşbihte ne hata) Olmasın efendim arkadaşım, yani aman eksik kalsın ha; şu an yıllar içinde bu eş dostihtiyacımın körelişi ve yalnızlıkla tek parça oluşuma borçluyum ayaktalığımı... Bir de "Arkadaşım olmasın mı?" diye eklemiş, olsun tabii de ben değil, başka keriz mi yok, bulursunuz, hep buldunuz hepiniz...
Bu bahsettiğim insanlar var mıydı ben mesela işsiz kaldığımda? Hadi onu siktiret mutlu günlerimde, araba aldığımda, mezun olduğumda cart curt... Yoktular. Mesele bu zaten, yani onlara karşı şu an en ufak kötü hissim olmasa bile onlarla konuştukça onların hatırladığı o lisedeki eski benken benim hatırladığım eski onlar bile değil, hiç olmadıkları zamanlarki yapayalnız, perperişan kendim. Şimdi öyle değilim ve olmaya da, davetsiz misafirlere kapı aralamaya da hiç niyetim yok; çünkü onlara uzatacağım el, artık onlar beni yanıltmayacak bile olsa kendime yapacağım büyük bir saygısızlıktır, artık mesele onlar bile değil, aslında çok önceden olması gerektiği gibi sadece benim, nihayet yani.
Merak ederseniz şayet, benim akupunktur misali hayli yerinde iğnelemelerim haricinde devam etmedi bu konuşma ve engelledim muhatabı, bir samanlar onsuz duramadığım ve asla kıyamayacağım o insanı, ne acı; onun gözünde bu beni değişmiş yapıyor, trajikomik bir izah doğrusu, eğer farkında olmak ve kucak açmamak değişmekse canını yakanlara, okey öyle olsun... Olsun da, ben kendimden eminim, neticede yoldan geçen birine böyle davranmıyorum, neyi neden yaptığımın en büyük kanıtı zaten bu blog.
Değişmedim, olmam gerektiği gibiyim, olmamam gerekenlere.

0 Yorum:
Yorum Gönder